METROPOLİS ANTİK KENTİ 
     
 

  Metropolis, İzmir ili Torbalı ilçesine 12.km uzaklıktaki Yeniköy ile Özbey köyleri arasında bir tepe üzerine kurulmuştur. Metropolis İonia bölgesinin antik bir kentidir.   Smyrna ile Ephesos arasındaki antik yol üzerinde kurulan kentte ticaretin geliştiği, hatta Hegesias isimli bir bankerin varlığı yazıtlardan öğrenilmektedir. Metropolisli zengin yurttaşlar, kentlerinin güzelliği için cömert davranmışlar; stoa, tiyatro ve gymnasium gibi anıtsal yapıların yapımına parasal katkıda bulunmuşlardır.
  Metropolis, Ana Tanrıça Kenti anlamına gelir. Meter Gallesia isimli Ana Tanrıça’nın tapınağının bulunduğu kutsal mağara, kentin beş kilometre kadar kuzeyinde Uyuzdere mevkiinde yer almaktadır. Mağara içinde yapılan kazılarda, çok sayıda pişmiş toprak Ana Tanrıça heykelciği, aşık kemikleri, kandiller ve çanak çömlek parçaları bulunmuştur. Aşık kemikleri bu mağaranın aynı zamanda bilicilik ve falcılıkta da kullanıldığını işaret etmektedir.

 

Bizans Kalesi
Metropolis antik kentinde ilk yerleşim Helenistik dönemde başlamıştır. Roma ve Bizans döneminde daha da gelişen şehirdeki antik yapılar tiyatro ve kalesi günümüze iyi bir durumda gelebilmiştir. Buradaki kale Helenistik çağda yapılmış, Bizans döneminde Arap akınlarına karşı önlem olarak daha güçlendirilmiş ve genişletilmiştir. Kalede İzmir 9 Eylül    
  Üniversitesi tarafından kazı çalışmaları yapılmıştır.
Kale kesme taş ve moloz taştan yapılmış olup, yerleşim alanının büyük bir kısmını çevreleyen surlarla desteklenmiştir. Duvar örgülerinde antik yapılara ait mimari parçalar ve heykeller kullanılmıştır. Kale dikdörtgen planlı olup burçlarla desteklenmiştir. Büyük kulenin kuzeydoğu köşesinde büyük taş blokları ile savunma tesisleri kurulmuştur. Buradan da anlaşılacağı gibi Bizans döneminde yapılan ilavelerle Bizans kalesi Helenistik surlarla birleştirilmiş ve kuzeye doğru yöneltilmiştir.

 
     
 
Tiyatro 
Anadolu’da taştan yapılmış tiyatroların en erken örneklerinden (İÖ 2. yüzyıl) biri olan Metropolis Tiyatrosu kentin güneydoğusunda, bir yamaç üzerindedir. Yaklaşık 3 bin 600 seyirci kapasitesine sahip tiyatronun oturma yerleri (cavea) bir diazoma ile iki parçaya ayrılır.
Metropolis tiyatrosu, Romalı mimar Vitruvius tarafından belirlenen tiyatro mimarisi standardına özellikler göstermektedir. Büyük çoğunluğu Geç Hellenistik devre ait tiyatronun, sahne binasında Roma devri etkileri de görülmektedir. Aynı şekilde orkestra düzlemi de, Roma döneminde mermer döşeme ile kaplanmıştır. Tiyatronun alt bölümü erozyon nedeniyle, yoğun bir toprak örtüsü altında kaldığından, iyi korunmuş durumdadır. Bizans döneminde ise tiyatronun üzerine çiftlik yapıları ve konutlar inşa edilmiştir. Ayrıca yakındaki bir cam atölyesinin atıkları için sahne binası kullanılır. Tiyatronun 2000-2001 yılları arasında, TC. Kültür Bakanlığı tarafından onaylanan projeye uygun olarak, Philip Morris – Sabancı Ortaklığı’nın sağladığı kaynaklarla, Y. Mimar Ali Kazım Öz idaresindeki bir ekip tarafından restorasyon ve konservasyon çalışmaları yapılmıştır.
     
 
     
 
Bouleuterion
 Bouleuterion (meclis binası), şehir yaşamı ile ilgili önemli kararları veren kent meclisinin toplandığı yapı anlamına gelir. Metropolis’te, stoa’nın üst terasında, Bizans surları tarafından ikiye bölünen Bouleuterion yapısı, kareye yakın bir plana sahip. Dairesel oturma sıralarının ortasındaki yarım daire alanda sunaklar bulunmuştur. Yapı, ele geçen mimari ve plastik buluntulara göre Geç Hellenistik devre tarihlenir. Oturma sıralarının arasındaki, kenarı aslan ayaklı üç merdivenden başka, duvar kenarlarında üst platforma ulaşan iki merdiven daha var. Üst kısma çıkmak isteyen meclis üyeleri bu merdivenleri kullanarak, yapılan konuşmayı engellemiyorlardı. Bizans sur duvarının içinden çıkarılan asker ve yönetici heykellerinin üst platformda, nişlerin içine yer aldığı düşünülmektedir. Yapı, Atina Yeni Bouleuterion ile başlayan ve Miletos Bouleuterionu ile devam eden meclis binası geleneğinin önemli bir örneğidir.
 
Hamam-Gymnasium

MS.II. yüzyılda Roma döneminde yapılmıştır.
Roma hamamlarının tipik özelliklerini yansıtan hamam sıcaklık (calderiım), ılıklık (tipidarium) ve soğukluktan (frigidarium) meydana gelmiştir. Hamam döşeme altındaki, bir metre yüksekliğinde olan ısıtma sistemi (hypocaust) ve duvarların içerisine yerleştirilmiş içleri boş tuğlalarla (tabuli) ısıtılmıştır. Roma döneminde gymnasiumlar, kubbeli ve tonozlu hamam yapılarıyla birleşerek, hamam-gymnasium yapı kompleksini meydana getirirler. İÖ 2. yüzyıla tarihlenen bir yazıta göre, gymnasium yöneticisi olarak Alexandra Mirton isimli bir kadının adı geçer. Yine aynı yazıtta bahsedilen, üç tarafı mermer oturma banklarıyla çevrili, triklinium denilen ziyafet odaları keşfedilmiştir.
Prof.Dr. Recep Meriç 1997 yılında hamamda yaptığı kazılarda Geç Roma Çağına tarihlenen çok sayıda gümüş sikke ortaya çıkarmıştır

     
 
     
 
Teras Evler

Tiyatronun doğu kenarına bitişik, Ephesos’taki Yamaç Evleri’ni anımsatan, teraslar halinde inşa edildiği anlaşılan Roma devrine ait mekânlar bulunmuştur. Bu mekânlardan duvarları fresklerle süslenmiş büyük bir salonda, renkli taşlarla yapılmış mozaik taban döşemesi yer almaktadır. Mozaik panoları üzerinde, başta tiyatro ve eğlence tanrısı Dionysos ile karısı Ariadne olmak üzere ilgili mitolojik karakterler, betimlemeler, komedya ve tragedya maskları görülür. Bu yüzden yapının tiyatro gösterileri ile ilişkili bir resepsiyon salonu olduğu düşünülebilir.

     
 
Atriumlu Ev – Ticarethane

Hamam kompleksinin alt terasında bulunan yapı, ortada sütunlarla çevrili bir avlu (atrium) ve çevresindeki odalardan oluşur. Avlunun ortasında ise yağmur sularının biriktiği bir havuz (impluvium) ve yanındaki mozaik döşeme koridor bulunmaktadır. Mozaik döşemenin her iki ucunda “iyi şanslar” anlamına gelen dilekler, Yunanca (Agathe Tykhe) ve Latince (Bona Fortuna) olarak yer alır. Bazı odalarda bulunan renkli duvar freskleri ve ağırlık ölçü taşları nedeniyle, yapının konut işlevinin yanı sıra ticarethane olarak kullanıldığı da düşünülmektedir.

     
 
Latrina ( Umumi tuvaletler )

Hamam-gymnasium yapı kompleksinin güneydoğu köşesinde, 2001 kazı sezonunda latrina (umumi tuvalet) yapısı saptandı. 5.75x11.5 metre boyutlarındaki yapının, aynı anda yaklaşık 25 kişiye birden hizmet verdiği düşünülmektedir. Yapının hem alttaki caddeden hem de merdivenli Akropol sokağından birer girişi vardır. Bir üst kottaki küçük odanın da, latrina ile bağlantılı bir işleve sahip olduğu hatta kadınlar tuvaleti olabileceği düşünülmektedir. Bu alan içinde 2002 yılında tüme yakın bir Asklepios (sağlık tanrısı) heykeli ele geçmiştir.

 

     
     
     
 

 Gezi Ekibi ve Fotoğraflar : Eyyüp Gölebatmaz  - Bilal Süren - Ezdin Süren   Eylül 2007

 

Site tasarımı - site içindeki bilgiler ve fotoğraflar tamamen didimli.com ekip çalışması sonucunda ortaya çıkmıştır, izinsiz alıntı yapılamaz...