Latmos Dağı Manastırları
     
 

YÜZYILLAR SONRA HERAKLEİA'NIN YENİDEN KEŞFİ
Gökyüzüne doğru uzanmış beş parmağı andırdığından " Beşparmak Dağları " olarak adlandırılmış olan Latmos Dağları, deniz kıyısından birdenbire 1300 m. yüksekliğe ulaşan dorukları ile görkemli görünüşünün yanı sıra, kayalık ve engebeli arazisinin ulaşım güçlüğü ve iyi saklanma olanakları sağlaması nedeni ile Hiristiyan rahipler tarafından yeniden keşfedildi.
M.S. 7.yy'da Sina Yarımadası'ndan ve Yemen'den gelen Hristiyan rahipler burada ilk manastırı inşa etmeye başladılar. 8 ve 9.yy'larda bölgede kurulan manastır sayısı hızla arttı. 9.yy'da bölgenin bir psikoposluk merkezi haline geldiğini biliyoruz. Bu dönemde Beşparmak Dağları üzerinde, Bafa gölü çevresinde ve gölün üzerindeki adalarda pek çok manastır bulunuyordu. Bu manastırların çevresinde ise keşişlerin tek başlarına çile doldurdukları bir çok küçük mağara ve çilehane yer alıyordu.
Manastırlarda yaşayan keşişler, Kapadokyalı Büyük Bazilyos'un koyduğu " Dünyevi sorunlardan uzak huzurlu bir yaşam " felsefesine göre hayat sürüyorlardı. Manastırlara kabul edilecek keşişlerin bu amaca uygunlukları ve bu konudaki samimiyetleri çeşitli sınavlarla denendikten sonra karar veriliyordu.
Herakleia 9.yy'da Arap akınları sırasında korkulu günler yaşadı. Bu dönemde manastırların çevresine bir koruma duvarı örüldü. Bu surlar bugün hala görülebilmektedir. Bazı manastırlarda ise bir iç kale ya da hemen yanında bir koruyucu kale bulunmaktadır. Kuşatmalarda su sorununu çözebilmek için kale içlerine su sarnıçları inşa edilmiştir. Manastırlar fazla zengin değillerdi. Ancak vergi ödemediklerinden rahipler kısmen rahat bir yaşam sürüyorlardı.

 
     
 
     
 
     
 
     
     

STYLOS MANASTIRI
Bölgedeki manastırlar içinde Hristiyan dünyası için en önemlisi olduğu söylenebilir. Bugün kapuzlu Köyü yakınlarındaki " Arap Avlusu " olarak adlandırılan mevkide yer alan manastıra ulaşabilmek hayli yorucu olmaktadır. Kapıkırı Köyün'den başlayan yürüyüş, Beşparmak dağları üzerine tırmanılarak devam etmekte ve 5 saat kadar sürmektedir.
Lokantaların yanından Kapıkırı Köyü Yaylası'na doğru giden yolu izleyerek yaylaya ulaştıktan sonra, yayla girişinde sağdan dağa doğru giden bir patika var. Bu patika, antik Kral Yolu'na ait olduğu için zemini düz taşlarla döşenmiş ve oldukça belirgin. Antik yolu takiben devam eden yürüyüş sırasında zamanın tahribi nedeniyle yol, yer yer gözden kaybolmakta ve rotayı belirlemek güçleşmektedir. Yürüyüş parkuru olarak oldukça güzel olan bölgeye, bir rehber eşliğinde gitmek daha akılcı olabilir.
Alman arkeolog A. Perchlow bölgede yaptığı araştırmalar sırasında yolun gözden kaybolduğu kısımlarda kaya ve ağaçlar üzerine kırmızı ve mavi boyalarla işaretleme yaparak ( ! ) yolun hattını belirlemeye çalışmış.
Arap Avlusu dağın üst kısımlarında genişçe bir düzlük. Bu düzlükte bugün bir yörük ailesi yaşıyor. Stylos Manastırı, çevresi surlarla çevrilmiş bir şekilde bu düzlüğün biraz yukarısında yer alıyor. Manastırın durumunun çok iyi olduğu söylenemez. Asıl yapıya ait iç odaları gezilebilen manastırda 10.yy'da Paulos adlı bir keşiş yaşamış.
Bu keşişe ait çilehane olarak kullanılmış küçük bir mağara ( kovuk ) ise manastırın az yukarısında görülebilmektedir. Söylentiye göre Paulos burada meşe palamudu ve bitki kökleri yiyerek yıllarca yaşamış. Çilehanenin freksleri belli oranda zarar görmekle birlikte çok kötü durumda değildir.
Paulos'un buraya yerleşerek Stylos Manastırının temelini attığı söyleniyor. Fırtınalı bir gecede mağarasına giren bir panterin ona dokunmaması , Poulos'la ilgili mucizevi bir olay olarak aktarılıyor.

YEDİLER MANASTIRI
Eski adı Bucak Köyü olan Gölkaya Köyü'nden ( Kapıkırı'na gelmeden bir önceki köy ) bir saatlik yürüyüşle Yediler Manastırına ulaşılabilir. Manastıra giden yol kırmızı boyalarla işaretlenmiş durumda. Zeytinlikler içersinden oldukça rahat bir yürüyüşten sonra ulaşılabilen manastır, göle hakim bir tepenin üzerine kurulmuş.
Sur duvarları ve iç yapılarının bir kısmı ayakta olan manastırın yakınlarında bir düzlükte küçük bir kilise ( şaphel ) kalıntısı daha vardır. Yuvarlak ve doğal bir kayanın içi oyularak kovuk haline getirilmiş ve içi frekslerle süslenmiştir.

PANTAKRATOR VE İSA MAĞARALARI
Kapıkırı Köyü yakınlarında yoldan yukarı doğru devam eden bir patika izlenerek bu mağaralara ulaşılabilir. Her iki mağarada da muhtemelen 8 ve 9.yy'lardan kalma freksler yer almaktadır. Frekslerin yüz bölümleri tahrip edilmiş durumdadır.

BEŞPARMAK DAĞLARI ÜZERİNDEKİ DİĞER MANASTIRLAR
İyi gizlenme olanağı sağladığından bu bölgede bir çok manastır ve kaya kovuklarına oyulmuş çilehaneler yer alıyor. Bunlar hakkında fazla bir bilgi yok. Soteros, İkiztaş, Narhisar ve Viran bunlardan bazıları. Bu manastırlara gidebilmek için mutlaka yöreyi ve manastırları bilen rehberlerin köyden bulunması gerekiyor.

 
 
  Yazan : Yavuz İŞÇEN   1996
  Gezi Ekibi ve Fotoğraflar:    Eyyüp Gölebatmaz  - Bilal Süren  2005
 
 

Site tasarımı - site içindeki bilgiler ve fotoğraflar tamamen didimli.com ekip çalışması sonucunda ortaya çıkmıştır, izinsiz alıntı yapılamaz...