Belevi Anıt Mezarı
 
     

 İzmir yolu üzerinde Selçuk’tan 13 km. uzaklıktaki yol kavşağının doğusunda, Belevi beldesinde bulunan bu anıt, dünyanın yedi harikasından biri olan Halikarnassos Mausoleumu’ndan sonra Anadolu’nun en büyük ve en yüksek mezar anıtıdır.
  Erken helenistik çağa tarihlenen bu mezar anıtının çok önemli bir kişiye ait olduğu sanılmaktadır.
  Büyük İskender İmparatorluğunun ön Asya hakimiyetinin hemen akabinde yapılmıştır. Halikarnosos'ta antik çağda inşa edilen dünyanın yedi harikasından biri olan Mausolos mezar anıtı kadar ününü duyuramamış ise de büyüklük yönünden ondan aşağı kalmamaktadır.  Bir kaide üzerine tapınak formunda inşa edilen anıt tüm olarak bitirilmemiştir. Yarım kalmış işçiliği kaide üzerinde görmek' mümkündür. Yapının mimarı, uzun yıllar çalışmalarına ara verdikten sonra tekrar başlamış ve çok hızlı bir çalışmayla mezarı bitirmiştir. Mezar anıtı korint nizamındaki sütun başlıkları süslemekte idi. Ayrıca mezar çatısında dekoratif grifonlar ile taş vazo tasvirleri yer almaktaydı. Lahtin üzerinde yarı uzanmış kişi mezarın sahibini temsil etmektedir . Mezarın kime ait olduğu bugün halen arkeologlar arasında tartışma konusu olmakla beraber diodok'lardan Antiochos II. Theos M.Ö. 246 Efes'te öldüğünden mezarın onun için yaptırıldığı görüşü ağır basmaktadır.
  Belevi Anıt Mezarı civarında arkaik çağa tarihlenen bir tümülüs bulunmaktadır.   Belevi Mezar Anıtına art Lahit ve bazı mimari eserler Efes Müzesinde sergilenmektedir.

 
 
     
 
     
 
     
 
     
 
     
 
     
 
     
 
     
 
     
 
     

  Gezi Ekibi ve Fotoğraflar : Eyyüp Gölebatmaz  - Bilal Süren    Nisan 2006

 
 

BELEVİ'DEKİ MAUSOLEUM
Batı Anadoluda Bulunan Muhteşem Bir Kral Anıt - Mezarı
Yazan: Rüstem Duyuran
İstanbul Antikite Müzeleri Müdür Muavini

Tarihî Efesos - Ayasuluk ve bugünkü adıyla Selçuk'un on iki Km. kuzey doğusunda, eski Efesos - Sardes yolu üzerinde ve modern Selçuk - İzmir şosesinin yanından geçtiği Belevi köyünün ancak birkaç Km. kuzey - doğusunda, arkeologları olduğu kadar mimarları da yakından ilgilendiren bir anıt mezar yıkısı bulunmaktadır.
Efesos'taki Avusturya kazı heyetinin İkinci Dünya savaşından evvel yaptıkları son kazıları teşkil eden (1931 - 33 - 35 yılları) Belevi kazılarında büyüklük ve ihtişam bakımından Karia kralı Maussollos'un Halikarnassos (Bodrum) daki ünlü anıt-mezarı Mausoleum, ki bilindiği üzere adı bu cins anıtlara âlem olmuştur— ile boy ölçüşebilecek durumda olan bu muazzam anıtın kalıntısı
tamamıyla meydana çıkarıldı.
Anıt-mezar için ovaya doğru uzayan bir tepecik seçilmiş ve bunun merkezini teşkil eden kaya kitlesi küp şeklinde yontulduktan sonra etrafı çift katlı bir manto gibi iki sıra mermer blokla kaplanmıştır.  Böylece iç kısmını yanları düzleştirilmiş büyük bir kayanın teşkil ettiği 29,65x29,65 M. yüz ölçümünde ve üç basamak üzerinde yükselen azametli bir kaide meydana gelmiştir. Kaidenin bütün yüksekliği 11,37 metreyi buluyordu; ön
yüzlerini kaplayan mermer blok sıraları üst tarafta dorik bir saçaklıkla sınırlanmıştı; kuzey yüzünde yalancı bir kapı bulunuyordu.
Kaidenin üstünde evvelâ üç basamak ve sonra bunun üzerinde dört yanı Korint nizamında işlenmiş beheri 24 oluklu sekizer sütunla çevrilmiş olan
Ceila yükseliyordu. Sütun başlıklarının taşıdıkları saçaklıkla beraber bu kısmın bütün yüksekliği 11,32 M. idi. Sütun sıraları ile cella arasında koridor şeklinde bir açıklık bırakılmış ve üzeri kasetli bir tavanla örtülmüştü. Kasetlerin 0,80x0,80 M. yüz ölçümündeki orta kısımlarına kuzeydeki koridorda spor yapan gençleri ve diğer taraflarda îâpit ve kentaur boğuşmalarını canlandıran kabartmalarla süslü dört köşe mermer plâkalar yerleştirilmişti.
Çatının kenarları, her köşede, birer çift at, ortalarda ise baş ve vücutları arslan ve fakat kulakları keçi kulağı şeklinde işlenmiş, ayrıca kafalarına boynuz ve sırtlarına kanatlar eklenmiş olup arslan grifonu'  dediğimiz üçer çift mitolojik mahlûk figürleriyle süslenmişti. Bundan başka  karşılıklı olarak yerleştirilmiş olan  her çiftin arasında mermerden mamûl birer vazo bulunuyordu. Daha arkada yükseltilmiş olan orta kısmın kenarları da tabii cesametten daha büyük kadın figürleriyle süslenmişti.
Önünde küçük bir hol bulunan mezar odası kaya kitlesinin ortası oyulmak suretiyle meydana getirilmiştir. Dışarıya açılır bir kapı izine rastlanmadığından anıtın inşaatı tamamlandıktan sonra artık buraya girmenin, hattâ odanın yerini bulmanın mümkün olamayacağı anlaşılmaktadır.  Odanın içinde üzeri kapaklı monümantal bir lahit bulunmuştur . Bir tek bloktan karyola şeklinde (kline) işlenmiş olan lâhidin ön yüzünde (11) tane kanatlı ve kuş ayaklı kadın, yani siren, kabartmasını ihtiva eden bir friz vardır.
Ancak frizin orta kısmı mezar soyguncularının açtıkları delik yüzünden bozulmuştur. Frizin alt tarafında, üzerinde şilte bulunan arkalıksız bir sıra
kabartması ve bunun altında da ayak dayamağa mahsus alçak diğer bir sıra kabartması görülmektedir. Lâhdin kapağı iki parçadan yapılmıştır. Fakat kapağın, sandukanın tamamlanmamış olarak bırakılan sağ taraftaki sirenler hariç, fevkalâde ihtimamlı ve en küçük detayına kadar dikkat edilmiş işçiliğine karşılık çok kaba ve detaysız olarak işlendiği görülüyor. Üzerindeki şiltenin iki tarafında yastıklar ve bunların arasında ev kıyafetinde yarı uzanmış sakalsız bir erkek figürü mevcuttur.
Adamın başı yerde bulunmuş ise de yüzü maalesef fazla bozulmuş olduğundan kimi tasvir ettiğini kesin olarak tayine imkân görülememiştir. Bu erkek figürü anıt-mezarın biricik sahibidir. Zira bundan başka mezar odasında diğer bir ölünün varlığını gösterecek hiçbir ize rastlanmamıştır. Her nekadar ayni yerde tabiî büyüklükte diğer bir genç
erkek heykeli bulunmuş ise de bu, ancak efendisine hizmete hazırlanan bir hizmetçiyi veya oda bekçisini tasvir etmektedir. Çok büyük masraf ve emekle yapıldığı anlaşılan bu kıymetli sanat eserinde dikkati çeken bir nokta da zengin bir polikromiye rastlanmış olmasıdır. Hakikaten roliyeflerden başka dor ve bilhassa Korint nizamındaki mimarlık parçalarının plâstik süsleri üzerinde çeşitli renk izleri görülmektedir. Hattâ bazı yerlerde plâstik süsler yalnız boya ile gösterilmekle yetinilmiştir. Meselâ Korint ni-zammdaki esas arşitravda Lesbos kyma'sı heykeltraş veya taşçı tarafından mermere işlenmemiş ve fakat bunun yerine boya ile resmedilmiştir.
Belevi Mausoleumu'nun kime ait olduğunu veya ne zaman yapıldığını göstermeğe yarayacak bir yazıt ele geçmemiştir. Bununla beraber kazılarda
bulunan kısa bir yazıttaki harflerin şekilleri ve mimarlık parçalariyle heykeltraşlık eserlerinin stilleri göz önünde tutulursa anıtın M. E. üçüncü yüzyılın ortalarında yapılmış olduğu anlaşılır. Bu sıralarsa ise Seleukoslar krallığı hükümdarlarından Antiohos II Teos, Efesos'ta ölmüş (246 yılında) ve cesedi savaş durumundan ötürü kırallığın başkenti olan Antioheia (Antakya) ya götürüleni emişti. Binaenaleyh Efesos,un yakmında bulunan. zenginlik ve ihtişam bakımından ancak bir krala yakışabilecek olan bu anıt-mezarın Antiohos II Teos için yapılmış olması kuvvetle muhtemeldir.
Ancak gerek plâstik süslerin bazı yerlerinde meselâ lâhit üzerindeki sirenlerden sağ tarafta bulunanları, gerekse mimarlık parçalarının üzerindemeselâ kaide merdiven ve duvarlarının perdahlanmamış olmaları, korint nizamındaki başlıklardan birinin iyice işlenmemiş olması gibigörüien eksiklikler bu muhteşem anıttaki son çalışmaların bilinmeyen bir sebep yüzünden, birdenbire durdurulduğunu ve noksanların hiçbir zaman tamamlanmadığını açıklamaktadır.
Kazı sırasında bulunan kabartmalı plâkalar, erkek heykeli, arslan-grifonları ve diğer kıymetli eserler İzmir Arkeoloji müzesine taşınmışlar ve parçalar birbirine eklenmek suretiyle teşhire elverişli bir duruma sokulmuşlardır. Yalnız Arslan grifonlarmdan bazı parçalar Selçuk müzesine götürülmüştür. Lâhit ise mezar odasında bulunduğu şekilde muhafaza altına alınmıştır.

 

 
 
 
 

Site tasarımı - site içindeki bilgiler ve fotoğraflar tamamen didimli.com ekip çalışması sonucunda ortaya çıkmıştır, izinsiz alıntı yapılamaz...